11 Aralık 2017 Pazartesi

Resim


hayatın resmi olur mu demeyin
neşeli yeşil niye var, umutlu mavi
kırmızı neden coşkun ve sarı kederli
sevdalar niye karadır, niçin deli siyah geceler!

rengi olur mutluluğun, resmi de, hem de nasıl!
genç kızın rüyası niye bembeyaz
niçin eflatun adalar, kahverengi kısraklar
ya mor sümbülün sarıldığı pembe panjurlar

hani turuncu batmaz mı güneşler
söyleyin, toprak rengi değil mi türküler
niçin çocuklar gökkuşağı sever
ve duman rengi bakar büyükler

süt beyaz kokmaz mı kucağı bir annenin
ve akşam zilleri laciverte çalmaz mı babanın
ağır ve sakin, öğütler ya bordosu hâlâ sedirin
dedenin, ten rengi kokmaz mı eski köşesi

şiirler de böyleişte, rengârenk değil mi
sahi bütün renkler çizmez mi bir resim
ölümün de rengi var, gördüm onu
hayat gibi biraz siyah, biraz mavi.

(İstanbul Bir Nokta 170. sayı, Mart 2016.)

3 Aralık 2017 Pazar

Eskiler Alırım




çiçeklerini toplayın hayatın
o gerçekdışı parlak, içi boş dışı fırıldak
rengârenk çelenkler sıralayın
Belkıs’ın harap bahçelerinde ben
düşen bir yaprak ararım

denizlerinde anlamsız kelimelerin
yalancı seslerine alışın
sürün sefasını çıkmaz sokakların
bitpazarlarında ben, bir çift hüzünlü göz ararım
aşkını ceplerinde taşıyan kızlar alın terkinize
bir de beyin boşluklarında çınlayan şiirler
ben hiç ata binmemiş, hiç kaybolmamış
yüksek ses bilmemiş Aişe ararım

arsız baharlar kiminse kimin, ben kuzineli kışlar alırım
soğuk gülüşler yerine içli mi içli bir nakış
eskiler alırım beyim, eskici geldi hanım
akrepten geriye kalan ne varsa bir bakayım
yelkovanın dilinden anlarım, açın bohçaları açın
kulaklık takmayan adamlar, pantolon giymeyen kadınlar
siyah kâbuslara kapılmamış çocuklar bakarım

bu ışıklar, o sahte bakışlar, uzak mı uzak şu alkışlar
Konstantin dramalarından çıkma kahramanlar
mavisi de eskimiş göklerinde bu şehrin kahra mal olurlar
bir tek ben mi duyarım ağıtını dünlerin, bir de hisarlar?
öyleyse öyle! bende çağlardan yaman bir güz var
bırakırım geleceği bugünün simsarlarına
son elinde akşam kumarlarının koca bir güneş yatırır
serseri, yalınayak bin bir geceyle kalkarım
giderim duman rengi şehrinizden
ipek yollar ararım
ne de olsa eski bozkırlara aşkınım

ilham diye bir nazlı kuş vardı, ona gönüller alırım
altın kafesler, güller alırım, gonca gülüşler
rüzgârım, boynuzun ucunda güneşi taşırım
şehrin üstünde enkaz dumanları
eli açıklar için bulutlara çarparım
yağarım üçüncü dünyalara
sahralarda yaban taşları ayıklarım
gömleğimde işgal kırmızıları
düştüğümde ağlayan kuyular bakarım
gökyüzünde baharlar
eskiler alırım beyim, eskici geldi hanım
bin kâse yarınlar verip birkaç küçük an alırım
yürek dolusu bir şiir verir ufuklarca şan alırım.

(Hece, 242. sayı, Şubat 2017)