Biz değişmedik arkadaş! Onlar değişti…
Değiştiler efendim, çok değiştiler. Dönüştüler. Nereye,
hangi yöne, niçin bilinmez. Ama gerçekten değiştiler. Zevklerimiz,
hayallerimiz, dertlerimiz değişti. Hedeflerimiz, ideallerimiz, yöntemlerimiz
dönüştü. Niyetlerimiz, amellerimiz ve korkarım ibadetlerimiz bile değişti.
Hoşgörümüz, sabrımız ve dahi kırmızıçizgilerimiz değişti.
Algımız, fikrimiz ve anlayışımız şekil değiştirdi. Görgümüz, ahlâkımız ve eyvah
ki inancımız değişti!
Yaşama biçimimiz, kimliğimiz, karakterimiz değişti! Yahu
değişti işte, baştan aşağı “biz” değişiverdi!
Dilimiz, sanatımız, edebiyatımız değişti. Sözlerimiz,
şarkılarımız, nağmelerimiz… Şiirimiz, hikâyemiz değişti; dramlarımız, dramalarımız
başkalaştı.
Sahnemiz, ekranımız, vizyonumuz değişti. Ustamız, üstadımız,
modelimiz dönüştü işte. Kuklalara, butafor heykellere dönüştü rol modellerimiz,
kimsesizleştik.
Sakalımız değişti, başörtümüz, tesettürümüz, hayâmız,
edebimiz… Haramımız, helalimiz, mahremimiz… Kadınımız, erkeğimiz değişti,
büyüğümüz, küçüğümüz. Küçük yuvalarımız, akordeon rezidanslara dönüştü. Sınırlarımız
daraldı, perdelerimiz indi, evlerimiz değişti.
Taşlı tozlu, ama temiz patikalar, parıltılı ana yollara
dönüştü. Yatsıda secde yerini aydınlatan ışıklar yönünü değiştirdi. Gözlerimiz pencereden
dışarı karanlığa çevrildi. Yolumuz, yordamımız, gözümüz, gördüğümüz değişti.
Neredeyse bildiğimiz her doğru değişti. “Bizce”, “bizde”,
“bize göre” gitti, “bence” yerleşti dilimize, gönlümüze, zevkimize. Ölçülerimiz
değişti, standartlarımız, mihengimiz!
Atamız değişti, beyimiz, efendimiz. Âdetimiz, örfümüz,
geleneğimiz eski sandıklara gömüldü.
Yüzümüz değişti efendim, gözlerimiz, bakışlarımız. Yönümüz,
baktıklarımız…
Ellerimiz değişti, tuttuklarımız, tutunduklarımız,
uzandıklarımız.
Kulaklarımız, dinlediklerimiz, duyduklarımız değişti.
Umursadıklarımız, önemsediklerimiz.
Benliğimize çok şey unutturdular; unutmayı sevdi,
kabullendi, keyiflendi, heveslendi.
Okuduklarımız, yazdıklarımız değişti, gözümüz, kalemimiz
delirdi! Nefsimiz delice sevindi!
Faziletlerimiz, erdemlerimiz gitti, benliğimiz oduna
dönüşüverdi.
Davamız, cihadımız değişti. Beynimizi, ruhumuzu kemiren
çileler çoktan çekip gitti. Ruhumuz çileden çıktı ve zıvanadan çıktı nefsimiz!
Her şey değişti, ama her şey. Ahlâk değişti, dava değişti,
kıble, mihrap, kitap değişti…
Cebimiz değişti, paramız değişti. Vakfımız, derneğimiz
dönüştü.
Şeytan ile nefis bile değişti. Ee ruh durur mu, o da değişti!
Fakat biz değişmedik arkadaş! Zaman değişti, şartlar
değişti, dünya değişti, ama heyhat biz değişmedik!
Biz değişmedik arkadaş!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder