Abartmayı sevmem ama şiir abartma değil midir. Bana sorarsanız şiir abartıdan doğar. Mehmet Narlı, Maraş Kıraathane konuşmasında “En sevmediğim şey, sanatçının sanatı fazla abartması, kendini örtmesidir.” diyerek fikrimde yalnız olmadığımı gösterdi. Şiir denen yara her birimizi her daim kanatır.

Şairin söylediği gerçek değildir, hayaldir ve bir şeyi bir şeye benzetmedir. Bu üç şey sanatın temelini oluşturur. Sanatın kendisi hakikat değildir. Hakikat sanatı barındırır. Hayatın yerine sanatı ikama edemeyiz. Çünkü hayat, içinde sanatı barındırır. Şiir sanatlar içinde en başat türdür. Resim kadar eski ve resim kadar büyük bir tahta sahiptir. Bütün dünya sanatlarının temelini resme dayandıranların dayanağı elbette var ama sanatın çıkış noktası şiirdir diyenleri de haklı çıkaracak yanlar var.
İz yayıncılıktan okura sunulan ve seksen sekiz sayfadan oluşan Ömürlük Yara kitabı iki bölüme ayrılıyor. Birinci bölümde yirmi sekiz, ikinci bölümde yirmi beş şiir bulunuyor. İlk bölüm şairin İtibar ve Dergah dergilerinde yayınladığı şiirlerden, ikinci bölüm ise daha önceki kitabı Dil Kapısı’ndan seçtiği şiirlerden oluşuyor.
Şair arkadaşı Ahmet Doğan İlbey’ine gönderdiği mektupta şiirleri için şu ifadeleri kullanıyor: “…Ruh-ı eş'arımın mahzun cüzü. Yaranın ömürlük oluşu, âcizin ve dahi insan olmaklığın dünyadaki hâlidir. Evet yolda olanların ve dahi yoldaşların yarasıdır. Yaranın elbette uzak ve/veya yakın "Batı" bağı var; idraklarimiz Doğu âcizliklerimiz Batıdır nitekim.”
Edebiyat araştırmaları, kuramları konusunda hatırı sayılır derecede çalışması olan Mehmet Narlı, akademik kariyerinin yanı sıra şiirleri ilde edebiyat dünyasında kendine iyi bir yer edinmiştir. Ömürlük Yara, Balıkesir Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı öğretim üyesi ve edebiyat fakültesi dekanı olan şair Prof. Dr. Mehmet Narlı’nın Çiçekler Satılmasın, Ruhumun Evvel Yazıları, Dil Kapısı kitaplarından sonra dördüncü şiir kitabıdır. Yeni Türk edebiyatı profesörü olan şairimizin alanın uzmanları tarafından beğenilen, tutulan akademik çalışmaları dikkatten kaçmamalıdır: “Orhan Kemal’in Romanları Üzerine Bir İnceleme”, “Şiir ve Mekân” (İnceleme), “Roman Sevdaları” (inceleme), “Roman Ne Anlatır” (inceleme), “Cumhuriyet Dönemi Türk Şiiri” (inceleme), “Edebiyat ve Delilik”, (inceleme), “Şiir Burcu”, “Öykü Burcu” “Çağdaş Tür Romanı” (inceleme- müşterek çalışma), “Şiir Çözümlemeleri”.
Şair Mehmet Narlı’nın, roman, öykü ve şiir alanında çalışmalar yaptığını görüyoruz. Sadece şiir çalışabilirdi diyenler olabilir ama bu doğru değil. Şair, romandan, öyküden, denemeden beslenir ve eserlerine oralardan beslendiği duygu ve düşünceleri aktarır. Ömürlük Yara’da şair, Nazan Bekiroğlu’nun Nun Masalları’ndan ve Asaf Halet Çelebi’nin şiirlerinden yararlandığını dipnotla göstermiştir. Mısralar arasında gezinmeye başladığınızda divanlardan, tasavvuf metinlerinden, Kutadgu Bilig’den, Kemal Tahir’den, Nurettin Topçu’dan, Sezai Karakoç’tan esintiler görürsünüz. Bu bir şair için iltifat sayılan özellik. Kendini ve okurunu başka iyi metinlere yükseltmesi ve kendi gibi nitelikli müelliflere, şairlere yönlendirmesi hepimizin istediği bir nitelik.
ÖMÜRLÜK SORUNLAR
Ömürlük Yara, kitabının konusu insan, toplum ve devlet. Şiir başlıklarından bile konularını okumak mümkün: “Karşılaştırmalı Dil Dersleri”, “Muhalif ve Muktedir”, “Kanun Böyle”, “Mazbata”, “Kutadgubilig”, “Devlet Salgını”, “Ne Tahammül ne Sefer”.
“Ne Tahammül Ne Sefer” başlıklı şiiri Mustafa Kutlu’nun Ya Tahammül Ya Sefer kitabını çağrıştırıyor. “Ravi Şair Hattat ve Hünkar” şiiri Nazan Bekiroğlu’nun İsimle Ateş Arasında romanını çağrıştırıyor. “Devlet Salgını” şiiri Kemal Tahir’in Devlet Ana romanını hatırlatıyor. Şairin mesleği, verdiği dersleri göz önüne alındığında bu tür çağrışımlara açık şiirler yazmasının mesleğinin de gereği olduğu görülür. Karşılaştırmalı edebiyat derslerinden şiire adım atmak ilgi çekici bir yol olsa gerek.
“hayır mesut bir isyanım olmadı benim/ doğrusu senin de korkusuz bir iktidarın olmadı” mısraları ile devlet erkini karşısına alıyor ve onunla muhatap oluyor. Halkın ve iktidarın hiçbir zaman içinden çıkamadığı, çözemediği bir yaraya parmak basıyor.
Şu mısralarda dile getirilen “ihanet renksizdir benzer hiçbir şeye/ aşığın haini görmemesi bundandır/ benzemez çünkü/ insanın derinliği suyun derinliğine/ ve suyun sığlığı da insanınkine” düşünceleri yakın tarihte yaşadıklarımıza nasıl da denk düşüyor. Devletimizin maruz kaldığı hain darbe girişimine nasıl da parmak basıyor ve şair bize yol işareti veriyor: ihanetin rengi yoktur ve insanın derinliği suyun derinliğine benzemez. Fark ettirmeden boğar seni. Uyanık ve dikkatli olmak gerek.
“Ömürlük Yara” kitabının açılış mısraları şairin hayata bakışını ve kitabın konumunu ustalıkla ifade ediyor: “usta ve yenik olmaktansa / acemi bırak tanrım / yüzüm olsun / hiç olmazsa” Usta olmayı reddedip acemi olmayı tercih etmek tam bir usta tavrı. Sürekli yenilenmenin getirdiği bir sonuç.
YENİ FORM ARAYIŞI
Şairin akademide bulunası dolayısı ile kitabın oradaki disipline bağlı kaldığı düşünülebilir ama şair hayal dünyasını geniş ufuklarda dolandırdığı gibi üslubunu da akademinin sınırları içine hapsetmemiş. Mısraların ilk harflerini küçük yazmış. Kırık mısralar yazmış. İç içe kelimeler yazmış. “Öinzcinümer” başlığı bu arayışın sonucu. Başlıktan iki kelime çıkıyor: Özür, İncinme. “Yuh” başlıklı şiiriyle biçimsel arayışının epeyce farklı boyutlara taşıyor. Dörtlükler, beyitler, bentler biçiminde tasarladığı şiirde ölçü kaygısı gütmemiş, serbet forma bağlı kalıyor.
Ömürlük Yara kitabından tadımlık birkaç mısra:
“Ara”
“düğme ile ilik arası / ev ile dünya arası / baş ile ayak arası / çekilir mesafe midir / memeyle bebek arası bilen varsa anne olsun / arzuyla dünya arası / yola düşen ne olsun…”
“Dil”
“Çölde uyumak diyeyim sen dilde uyanmak de / anla ki niçin bütün yenilmişler dile sarılır” (Not: şair, kanaatimce bu mısralarda fakire zarf atmış ve doğru söylemiş; yenilmiş biri olarak dile sarıldığım doğrudur.
“İntizar”
“o sesle gel / soruyla değil”
“Şehir”
“neyi olmalı şehrin / denizi değil dağı ovayı geç / olursa ortasından geçen / nehri olmalı bir de/ hatıra saklayan vefası”
Recep Şükrü Güngör / Dünya Bizim, 08/07/2017.
Kitabı temin etmek için :
Mehmet Narlı / Ömürlük Yara / Şiir / İz Yayıncılık
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder